17 Eylül 2006

1. Geçmiş Yaşam Terapisi Kongresi - Hollanda - Bölüm 1




Merhaba Sevgili Okurlar,

Bu haberi zaman zaman yazmaya devam edeceğim. Okulların açılması ile yeniden gündeme gelen bu konu ilgimi uyandırdı ve sizlerle bu kongrenin kayıtlarını yavaş yavaş Türkçe'ye çevirerek paylaşmaya karar verdim.

Dün Sevgi'nin okulundaydım. Geçen sene okula başlayan ama yalnız 1.5 hafta devam eden bir öğrenci yeniden gelmişti ve öğretmeninin onun kızı olduğunu ısrarla annesine söylüyordu. Bu durumda konudan biraz bahsettim onlara. Bu biraz uçuk bir fikir olarak görülse de kızımla eski öğretmeni arasında da geçmişten bir bağ vardı. O yüzden bu konunun dikkatlerinizi çekebileceğini düşünerek biraz da bu konudan haberler vereceğim.

İlk konumuz A.B.D'den Regresyon ve Geçmiş Yaşam Terapisti Chris Alisa'nın yapmış olduğu bir çalışma. Annenin suyunun gelmesi üzerine normalden 2 hafta önce doğan bir çocuğun Sezaryenle alınması sonucunda (o sırada kürtaj edilip alınacağını düşündüğü için) ileriki yılllarında (7 yaşına kadar) annesi ile arasında olan sorunlar, bir regresyon terapistine gitmeleri ve oyun terapisi uygulanması sonucunda halloluyor. O güne kadar annesine devamlı kızgın olan kız hem okulda öğretmeni hem de arkadaşları ile iyi ilişkiler kuramıyor. Aslında çok zeki olan bu kız doğum travması sırasında korktuğu için yara almış ve tüm insanların ona kötülük edeceklerinden korkuyor. Terapi sonucunda davranışları normale dönüyor. Annesi, terapist ve kız doğumu yeniden hayallerindeki gibi yaşayarak oyun terapisi ile kızın hayatında önemli bir problem olan bu durumu düzeltiyorlar.

Ben şahsen henüz regresyon terapisini denemedim ama bunun etkili olduğu konusunda inançlarım var. Mesela Ege Meta Yayınlarından "Ruhların Yolculuğu" ve "Ruhların Kaderi" adlı kitaplarıyla Michael Newton bu konuyu bana sevdirmişti. Bir de Geçmiş Yaşam Terapistine gidip melek terapisi yaptırmıştım. Orada kalp çakramın açılmasına yardımcı olacak bir tür EFT çalışması yapılmıştı. Bol bol ağladım, blokajlarım açıldı. Onu da tavsiye ederim. Bu tip terapilerde dikkat edilmesi gereken nokta ise egonun geçmişte kim olduğunuza saplanıp kalmaması. Bu bir tip obsesyona sebebiyet verebiliyor. Her ne kadar hayatımızın bir döneminde yeniden aynı karmik döngülere girip tekrarlayan olaylarla karşılaşsak da aslında hayatımızda her geçen gün yeni fırsatlarla da karşılaşırız. Bu fırsatlar bir kaderi değiştirme, yeni bir başlangıç ve hayat, bazen kapanan bir kapının açabileceği yeni kapılar olabilir. Siz siz olun hayat umudunuz eksik olmasın...

Bir de bu konuda okumak isteyenlere Kuzay Burcu Düğümünüzü (Rahu) bulup bu yaşamdaki hayatınızı nasıl ve neden yaşamaya geldiğinizi keşfedebilirsiniz. Kitap online ve gerçek mağazalarda bulunuyor. Jan Spiller'in Ruhsal Astroloji isimli kitabından kendinizle ilgili bölümü bulup okuyabilirsiniz.

Sevgiler,
Şafak Burçak Alkanlı
Yoga Eğitmeni - Yazar

13 Eylül 2006

Diş Hekimi Meslek Hastalığı Spondiliti Önlemek İçin Yoga Uygulaması




15. Uluslararası Yoga Konferansının en beğenilen sunumlarından biri Diş hekimlerine uygulattırılan yoga çalışmasıydı. Diş Hekimi ve aynı zamanda da yoga eğitmeni olan Dr. Ajit S.Oak meslektaşları için bir yoga programı hazırlamış ve programa katılan diş hekimleri ile bir de araştırma yürütmüştü. Sonuçlar kişilerin öznel perspektifinde bir rahatlama ve ağrılardan kaynaklanan şikâyetlerin azalmasıydı.

Son 15–20 yıl içinde diş hekimliği çalışma koşullarında köklü bir değişme oldu. Hastanın oturduğu koltuğun ergonomisi değiştiğinden, diş cerrahisinde uzun süre konsantrasyon gerektiren dar alanda yapılan biçimsiz duruşlardan, fizik kurallarına meydan okunduğundan, ayrıca Bombay şehrinde gece geç saatlere kadar çalışılması gibi fiziksel faktörlerin yanı sıra bir kliniği finansal olarak başlatıp yürütmek, üzerlerine düşülen hastaların, klinikte çalışanların, aile ve toplumun artan beklentilerinden kaynaklanan stres koşullarından dolayı diş hekimleri zihinsel olarak da zorlanmaktadır.

Bombay’ın bir kasabası olan Thane’da 101 diş hekimi ile yürütülen bir araştırma sonuçlarını konferansta okurlarım için dinledim ve Dr. Ajit’in ağzından aktarıyorum: “Rahatsızlıkları ile ilgili soru sorulduğunda omurgadan kaynaklanan rahatsızlıklar erkelerde %57,8, kadınlarda ise % 43,2 olmak üzere toplam %52,4 olarak görülmüştür. Başka türlü rahatsızlıklar da vardır: Omuzlardaki ağrı, ellerdeki ve bacaklardakinden daha fazla belirtmişler. Bu oran 45–54 yaş arası erkelerde en yüksek orandaydı. %48 i hayatlarının bir bölümünde yoga öğrenmişlerdi. %8.1’i ise yoga uygulaması yapıyorlardı. % 82’si ise yoga’nın fiziksel ve zihinsel hastalıkları önleyici, kontrol edici ve iyileştirici fonksiyonuna inanıyorlardı. % 84’ü özelikle diş hekimlerine düzenlenmiş olan yoga kampına katılmayı istedi.

Günde bir saat ve 4 hafta süren ve her sabah katılımın 20 kişiyi bulduğu 28 kişilik bir yoga kampı düzenlendi. Diş hekimlerine faydalı olacağı düşünülen Trataka (göz yogası), “Om” sesini söyleme, bazı basit Asanalar (duruşlar), Pranayama (nefes egzersizleri), Shavasana (ceset pozisyonunda dinlenme), ani gevşeme, Kriyalar (temizleme) ve Bhakti Yoga (Sevgi Yogası) gibi özel yoga çalışmaları yapıldı. Ayrıca duruşların ve nefes egzersizlerinin etkileri, Yoga temelli Stres Yönetimi, anatomi, fizyoloji ve diş hekimlerinin maruz kaldığı meslek hastalıkları hakkında da bazı dersler verildi. Son olarak dişhekimlerinin daha rahat çalışabilmeleri için kliniklerde gevşeme, duruşu daha iyi hale getirmek için yastık kullanmak gibi bazı ipuçları gösterildi.

Eğitim öncesi ve sonrasında parametreler kaydedildi: Durumlarındaki değişiklikleri öznel olarak algılamaları olan mesela kamp sonrası oluşacak ilişkilerin kurulması gibi detayların yer aldığı gelişim formu ve esneklik ve zindelik parametresine (Flexibility and Fitness Evaluation; FFE) bakıldı. FFE protokolünde gün ve gün kullanılan kasların senkronize ve birlikte çalışmaları için yapmış oldukları aktiviteler, sırt zindeliğinin görünüşü, değişik kas gruplarının esnekliği, değişik hareketler serisinde dayanıklılık ve güç ve son olarak da boyun esnekliği zindeliği gelişimi ölçülür. 9 kişi kamptan önce ve sonra FFE ölçümüne girmiştir ve sonuçlar diz, göğüs ve boynun kullanıldığı bazı duruşların daha kolay yapılabilinmesi olarak ölçülmüştür. Kıvrılmalar, 5 kere yapılabiliniyorken bu sayı rahatlıkla 15 e çıkmıştır. Boyun uzatılması açısından, boynun güçlenmesi ile başlarken yastık kullanılırken sonradan yataktan boynu dışarıya sarkıtarak durabilmek çoğunlukta mümkün olmuştur.”

Araştırmanın sonuçları ise şöyle çıkmıştır: Katılımcıların 15’i, öznel algıda değişiklik, 1 den 10 kadar derecelendirilmesi istendiğinde katılımcıların %80 i, zihinsel olarak daha sakin, fiziksel olarak daha zinde, artan esneklik, artan dayanıklılığı 5 ve üstü olarak işaretlemiştir. Kamp sonrası ağrı seviyesi ise % 66.6 sı daha az olarak, % 20’si aynı ve %13.3’ü cevap vermemiştir (başka ağrılarının olmadığı düşünülüyor).

Bu tip bir grup çalışmasının yapılmasını arzu eden diş hekimleri burcakalkanli@superonline.com adresine mail atarak benimle bağlantıya geçebilirler.

Burçak Alkanlı

Hintli Guru Raghuram ile Yoga Temelli Stres Yönetimi Programı (SMET) Hakkında




Firmaların çalışanlarına sunabilecekleri farkındalığı dolayısıyla da üretkenliği artıran faydalı bir eğitim. Raghuram’a göre firmalar bu eğitimi verdirirken çalışanlarına üretkenlikten çok, kendi doğal hallerine odaklanıp içsel mekanizmayı iyileştirip dış koşullardan etkilenmemeye çalışılmasına odaklanmalarını öğütlüyor. Bu yaklaşımın zaten sonuçta her şeyi iyileştireceğini söylüyor.

B.A.: Üniversitenizin Stres Yönetimi Programı (SMET) nelerden oluşuyor?

Raghuram: Temel olarak gevşeme tekniklerinden oluşuyor; bunlar yoga duruşları ve nefes alma teknikleridir. Stres Yönetiminde en önemli şey kişinin kendisiyle ilgili olan farkındalığıdır. Stres içinde olmamızın nedeni farkındalığımızın olmamasıdır. Bir kez farkındalık geliştirebilirsek stresi azaltabiliriz.

B.A.: Programınızı çalışanlara nasıl uyguluyorsunuz?

Raghuram: Bu temelde çalışanları dört beş oturumda eğittiğimiz bir çalışmadan oluşuyor. Ayrıca felsefi zeminini de veriyoruz. Böylelikle entelektüel düzeyde ikna olmuş oluyorlar. Sonra, düzenli bir şekilde kendilerinin uygulayarak stresi aşağıya çekebilmeyi tecrübe etmeleri gerekiyor. Böylece bir süre sonra streslerini azaltmayı öğreniyorlar. Stres kendiliğinden düşmeye başlıyor. Çünkü bu deneyimi içselleştirmiş oluyorlar.

B.A.: Bu program ne zaman geliştirildi ve şimdiye kadar hangi kurumlarca test edildi?

Raghuram: Üniversite merkezimizin yaklaşımı, günlük hayata uygulamada, bilimsel araştırmanın modern yöntembilimini kullanmaktır. SMET 1980’de geliştirildi. Bu tarihten beri birçok insana ulaştı. Bu konuda iki tip araştırma yapıldı. Birincisi kendi bünyemizde, kendi merkezimizde yapıldı. Harika sonuçlar elde ettik. Fizyolojik ve Psikolojik göstergeler ölçüldü. İkincisi ise Hindistan’daki Japon motor firması Suzuki’de gerçekleştirildi. Çok geniş bir araştırma yaptılar. Eğitime tüm çalışanlar katıldı. Başlıca sonuçlar şunlar oldu: Çalışma etkinliği arttı. İkinci olarak sağlık sorunlarından kaynaklanan zorunlu tatillerin sayısında azalma görüldü, çok fazla çalışma saati kazandılar. Ve en etkileyicisi dolaylı bir etki olarak çalışanlara yapılan sağlık harcamaları azaldı. Kullanılan ilaç sayısı azaldı. Bu vücutların daha az zehirlendiğini gösteriyor. Doğal olarak iş başında uyuklamak gibi yan etkiler azaldı. Bugün Hindistan’da SMET daha geniş kitleler üzerinde yoğun olarak uygulanıyor. Yaklaşık 1000 katılımcı oldu. Onların kan basıncı, kalp ritmi, nefesi tutuş, cilt dayanıklılığı (yüksek streste cilt dayanıklılığı azalır) gibi tüm stres parametreleri daha iyi düzeylere geldi.

B.A.: Şimdiye kadar bu program kaç ülkede uygulandı?

Raghuram: Sri Lanka, Japonya, Almanya, Avustralya, Yeni Zelanda, Singapur, İngiltere ve ABD, son olarak Çin’de, ayrıca Afrika’da, yaklaşık olarak 30 ülke. Hindistan’da ise SMET’i yaklaşık olarak 1000 şirkete verdik. Hindistan dışında ise yaklaşık 30 şirkete verildi. ABD’de “Star Pipe Products” isimli devasa bir şirkete her yıl 3–4 program vermekteyiz. Çalışanlarının yarısını eğittik.

BA.: Hindistan’da firmalara stres yönetimi veren başka yoga okulları da var mı? Varsa bunlar hangileridir?

Raghuram: Çok yerleşmiş bir program yok. Bir felsefe okulu var: “Art of Living” (Yaşama Sanatı), sanatçı Ravi Shankar’a ait bir okul. Bir de başka bir Swami Sukha Bhodananda var. Bu iki kişinin okullarının somut stres yönetimi kursları var. Bu okullar dünya üzerinde birçok yerde şubeler açmak konusunda iddialılar. Biz bir üniversite olarak böyle yapmadık, daha çok araştırma ve üniversite çalışmalarına önem veriyoruz. Onların yaptıkları ise Hindistan’ın meşhur yönetim okullarında öğrenciler için yoga dersleri veriyorlar.

B.A.: Türkiye’ye bir çok sefer yapmış olduğunuz ziyaretlerde yapmış olduğunuz gözlemlere dayanarak Türk insanının stres seviyesi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Raghuram: Birçok diğer ülkeye göre daha az olduğunu düşünüyorum. İnsanlar Türkiye’de çok daha rahat ve duygusallar. Farklı bir hayat tarzları var. Bu yüzden ABD, Singapur veya Japonya’da olduğundan daha az bir stres seviyeleri olmalı. Türkiye’de daha iyi aile tipleri var. Eski bir kültürden geldiğiniz için farklısınız. Geleneğiniz var. İstanbul’da gözlemlediğim kadarıyla gelenekler korunuyor. Hayatı yaşamada doğal bir rahatlığınız var.

B.A.: Şirketler çalışanlarına yoga temelli stres yönetimi öğreterek üretkenliği arttırabilirler mi?

Raghuram: Konuya böyle yaklaşılmamalı. Stresi kontrol edip üretimi artırabilirsiniz ancak odak noktanız verimlilikte olur. Oysa odak noktası aslında çalışanlara daha sağlıklı bir iş ortamı sağlanmasında olmalıdır. Stres yönetiminde önemli olan çalışanların refahıdır. Eminim ki bizler üretkenliliğe odaklanmasak bile kendiliğinden daha iyiye gidecektir. “Benimle çalışırsan stres yönetimi programı öğretirim.” dediğimizde bunu kendi keyfimiz için olduğunu söylüyoruz. Oysa senin iyi olmanı istediğimi hissettirmeliyim. Bu verimlilik fikrini getirerek stres yönetimi yapmayın derim. Eğer senin stresinle ilgilenirsem ailenle daha iyi ilişkin olmasını sağlayabilirim. Çocuğunla daha fazla ilgilenebilirsin. Bu daha önemlidir. Benim çıkarlarım daha iyi olacak diyemeyiz. Sonuçta daha sağlıklı bir toplum, daha sağlıklı bir yaşam tarzına yol açacaktır. “Hep birlikte bu şirkette para yapabiliriz”. Stres yönetimi böyle olmalı.

B.A.: Şirketlerde verilen diğer eğitimlerin yanında stres yönetiminin yeri ne olabilir?

Raghuram: Diğer tüm programlar mekanizmayı dışarıdan düzelten programlarken yoga temelli stres yönetimi içimize bir düzeltme getirir. Eminim ki bu içimize etkisi olan tek programdır.

B.A.: Bu tip programların ülke refahına olabilecek genel etkileri neler olabilir?

Raghuram: SMET ile insanın içinde bazı değişiklikler yapabilirsek sadece bir çalışandan, yöneticiden çok daha iyi bir insan çalıştırıyor olacaksınız. Bir ülkenin daha iyi insanlara ihtiyacı var. Daha iyi bir insan bir ülkeye daha iyi bir ilişki verebilir, suç işlenmeyen bir toplum ve daha iyi bir insan için tüm ailelerin daha iyi bakılabilinmesi. Bunlar kazanılacak tüm avantajlardır.

B.A.: Stres Yönetimin felsefesi nedir?

Raghuram: Çok önemli bir soru bu. Stres sahip olmamak insanın doğal halidir. Stres bizim doğal halimizden uzaklaşmamızdır. Bazı sebeplerden dolayı doğal halimizden uzağız. Bunun sebebi bizim endişelerimiz, aile veya diğer bazı durumlarımız olabilir. Aslında önemli olan şudur: İnsanlar kontrolleri dışındaki şeylere çok önem veriyorlar. Patron tarafından yaratılan stresi ben değiştiremem. Oysa yoga felsefesine göre dış koşullardan dolayı kendi doğanızdan uzaklaşmazsınız. Böylece biz nasıl bilinçlice kendi doğal durumumuza dönebileceğimize bakmalıyız. Felsefe budur.

B.A.: Ofiste çalışanlara stresi yenmek için bir öneriniz var mı? Bir kriz anında çalışan ne yapmalıdır?

Raghuram: Bizler Ofiste çalışırken stresi azaltmak için iş haricinde sadece bir veya iki dakikada kullanılabilecek teknikler geliştirdik. Bu aynı zamanda içsel farkındalık süreci ile de ilgilidir. Bu yüzden başlangıçta en azından 15 gün boyunca bunu tekrarlamalılar. Sonra bunun faydalarını görürler.

B.A.: Şirketler size eğitimler için nasıl ulaşabilirler?
Raghuram: Üniversite olarak bir web sitemiz var. Şimdi Türkiye’de insanların Memorial Hastanesi’nden Dr. Neslihan İskit ile bağlantıya geçmelerini isterim. O bu tip aktiviteleri koordine ediyor olacak. Üniversitemiz Memorial Hastanesi ile bir antlaşma imzaladı.

N.V. Raghuram kimdir: 1948 yılı doğumludur. 1980 yılından yani kuruluşundan beri, Vivekananda Kendra Yoga Anusandhana Samsthan’da (Yoga Araştırma Vakfı – sVYASA görev almaktadır. 1978 yılından beri, sürekli olarak yoga sınıfları, ruhsal-dinlenceler düzenlemekte, bir çok hastalık için yoga terapi sınıfları oluşturmaktadır. N.V. Raghuram 1989 yılından beri sVYASA’da Uluslararası Koordinatör olarak hizmet vermektedir. SVYASA, (Swami Vivekananda Yoga Araştırma Merkezi) 2003 yılında Hint hükümetince, lisans, lisans-üstü ve doktora dereceleri veren bir Yoga Üniversitesi olarak tanımıştır ve ismi Swami Vivekananda Yoga Üniversitesi olmuştur.

Avrupa, ABD ve Asya kıtasındaki bir çok ülkede, çeşitli hastalıklar için Yoga Terapi dersleri, Yoga Eğitmenliği Sertifika Programı, Çocuklarda Kişilik Gelişimi için Yoga Dersleri, Ruhsal-dinlenceler ve ileri seviyeli ruhsal-dinlenceler, Stres yönetimi programı olan ve SMET adı verilen 1,000’in üzerinde program düzenlemiştir. A.B.D., İngiltere ve Almanya’daki çeşitli sağlık merkezlerinde çeşitli hastalıkların tedavisinde Yoga Terapi Araştırma Projeleri düzenlemiştir.

N.V. Raghuram evlidir ve bir oğlu vardır. Eşi Dr. R. Nagarathna Yoga Terapi ve Araştırma Merkezinin Tıp Direktörüdür. Oğlu Amrut, Prashanti Kutiram Jigani’de Yoga Bilimleri üzerine yüksek lisans programına devam etmektedir ve vahşi hayvanlarla yakınlık kurabilmenin eşsiz duyusuna sahiptir.


Not: Bu röportaj daha önce Kapital Dergisi Ak Stil eki'nde ve İndigo Dergisinde yayınlanmıştır. Stres Yönetimi Eğitimi talepleriniz için burcakalkanli@superonline.com 'a mail atınız.